Sabahattin Ali Ve Kürk Mantolu Madonna

Sebahattin Ali Ve Kürk Montlu Madonna. Kürk Montlu Madonna Sebahattin Ali Tarafından 1943 Yılında Bitirilen Bir Eserdir, Kürk Montlu Madonna Kitap İncelemesi Ve Kürk Montlu Madonna Kitap Özeti Yazının Devamında Sizler İçin Paylaşıldı,

Sabahattin Ali Ve Kürk Mantolu Madonna

Sabahattin Ali ve Kürk Mantolu Madonna’sı

Türk Edebiyatının önemli kalemlerinden biri olan Sabahattin Ali, bulunduğu dönem içerisinde realist ve natüralist akımların etkisinde kalmış bir yazardır. Konu seçimlerini genellikle Anadolu halkı ya da Anadolu köylüsünün hayatından, toplumsal eşitsizliklerden ve aydınların köylüleri küçümsemelerinden almıştır. Eserlerinde toplumsal gerçekliğe yer vermiştir.

Eserlerinde psikolojik çözümlemelere ağırlık vermiş ve bu konuda oldukça başarılı olmuştur. Döneminde bulunan diğer yazarlar gibi bürokrat aydın gözü ile bakmadan; köye, köylüye ve Anadolu gerçeğine yakın bir anlatım yolu izlemiştir. İnsanların yaşadığı acılara ve onların hikayelerine yoğunlaşmayı tercih etmiştir. Anlatım tarzı olarak anı türünde kaleme aldığı “Kürk Mantolu Madonna” adlı eserinde, kültür ve uygarlık çatışması yaşayan aydın bir gencin iç konuşma ve ruh halini, bilinç akışı tekniği ile okuyucularına aktarmıştır.

Kürk Mantolu Madonna” adlı eserinde ana karakterimiz Raif Efendi’dir. Raif Efendi karakteri içe dönük, insanlarla iletişim kurmayı tercih etmeyen, yalnızca işine odaklanan ve sönük bir karakterdir. İş arkadaşı Rasim ile aynı odada bulunmasına rağmen O’nunla da hiçbir iletişim kurmayan Raif Efendi bir hastalığa yakalanır ve Rasim’den defterini getirmesini ister. Böylece geçmişteki hikayesi başlar. Bu defter Raif Efendi’nin günlüğüdür. Günlüğü okumaya başlayan Rasim ve biz okuyucuların Raif Efendi’ye olan tüm ön yargıları bu defterin açılması ile yıkılıverir. Raif Efendi’nin geçmişinde yatan hikâye bittiğinde aklımızda canlanan ve ruhumuzda hissettiğimiz tek şey insanların duruşlarına karşı önyargılı davranmamak ve insanları sosyal olmadıkları için dışlamamak gerektiği oluyor.

Raif Efendi Almanya’ya sabun üretimini yakından tahlil etmek için gitmişti. Fakat, gidiş amacını, içine sıkıştırılmış ruhunun sanatçı yanını bir sergideki tabloda gördüğü kadına âşık olarak unuttu. Bu kadınla karşılaştıktan sonra belki de okuduğu kitapların içinde kurduğu hayallerini birleştirdi ve romantik aşıklardan biri oldu. Romantik aşık ile aşık arasındaki farkı, aşk duygu durumunun değişebileceği fakat romantik aşkın o kişiyi kaybettikten sonra romantik aşık olan kişinin yalnızlığa mahkum edildiği ve gerçekten de kaybettiği kişi olmadan hayatına devam edemeyecek kişi olarak ifade edebiliriz. Raif Efendi, tabloda gördüğü kadına, daha karşılaşmadan, büyük bir tutku ile bağlandı ve karşılaştıktan sonra tüm varoluşunu bu kadın, Maria Puder, üzerine yapılandırdı. Maria ile karşılaştıktan sonra ise kendine olan güvenini az da olsa gördüğümüz, hayatı yalnızca bedeniyle değil artık ruhu ile de yaşayan, gelecek için yalnızca Maria Puder üzerinden de olsa planlar yapan bir Raif Efendi gördük. Gelişen olaylarla birlikte Maria ile ayrılmak zorunda kalan Raif Efendi, kendini hayatın akışına ve ailesinin isteklerine teslim eder. Teslimiyetten sonra ise ruhuyla değil bedeni ile yaşamaya devam eder.

Sabahattin Ali’nin, kitabı okurken bizlere sorgulattığı bazı meseleler; etrafımızdaki sessiz, kendi halinde gördüğümüz insanlar neler yaşayarak bu hale geldiler, yalnızca sosyal kişiler mi ince düşünceli yoksa işe yarayan bir yeteneğe sahip olan insanlar da içine kapanık ama ince düşünceli olamaz mı? Bir kişinin kendini toplumdan soyutlamasındaki ve onca kalabalığın içinde bu denli yalnızlaşabilmesindeki etken yalnızca kendisi miydi yoksa ailesi ve toplum muydu?

Toplumun ve ailenin bir kişiyi kalabalıklara rağmen nasıl yalnızlaştırdığını ve sindirdiğini, tüm bunlar sonucunda bir kişinin yeteneklerini nasıl bastırdığını ve hayatı yalnızca bir defa yaşayabileceği düşüncesine itildiğini dolayısıyla o bir defa elinden gittikten sonra hayata sadece bedeniyle devam ettiğini, ruhunu kimseyle paylaşmadığını ve doğal olarak kendinden bile sakladığını o kadar sade, akıcı ve düşündürerek anlatmış ki defalarca okunsa her seferinde yeni şeyler keşfedilebilir bir kitap olmuş.

Yazar Seda Aygün'e Teşekkürler..

Bir Emoji Bırakın

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0